İnme Merkezi

İrmet Hospital, inme konusunda uzmanlaşmış tecrübeli tıbbi kadrosu ve en yeni teknolojiye sahip donanımı ile inmenin teşhisi, tedavisi ve rehabilitasyonunda yenilikçi bir yaklaşım sunuyor.

Türkiye’de her yıl 200.000’e yakın inme vakası gözlemleniyor. Ülkemizdeki ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan ve en önemli sakatlık nedenlerinden biri olan inmenin en az zararla atlatılması veya tamamen tedavi edilmesi için zamanında müdahale kritik önem taşımaktadır. İrmet Hospital’da inme hastaları, deneyimli uzman doktorlar ve hemşireler tarafından özel olarak yapılandırılmış inme merkezinde, en güncel tedavi protokolleri ile takip edilmektedir. Kalp krizinde olduğu gibi, inmede de hızlı ve doğru müdahale, hastanın yaşam kalitesini belirleyen en önemli faktördür.

İrmet Hospital, sahip olduğu modern tıbbi donanım ve uzman ekibi ile inme tedavisinde erken müdahale, ileri teşhis yöntemleri ve kapsamlı rehabilitasyon hizmetleri sunmaktadır. İnme merkezimizde akut inmeye yönelik intravenöz tromboliz (pıhtı çözücü/eritici ilaç tedavisi), endovasküler trombektomi (anjiyografik yolla mekanik pıhtı çıkarıcı tedavi), beyin damarlarındaki anevrizmaların (baloncukların) yırtılmasına bağlı kanamalarda koyilleme tedavileri gibi gelişmiş tedavi yöntemleri başarıyla uygulanmaktadır. Ayrıca, inme sonrası hastaların yaşam kalitesini artırmaya yönelik fizyoterapi, konuşma ve dil terapisi gibi rehabilitasyon hizmetleri de sunulmaktadır.

Endovasküler Tedavi (Kapalı Beyin Ameliyatı) Nedir?

Endovasküler tedavi, damar içerisinden gidilerek uygulanan bir yöntem olup, cerrahi kesi gerektirmez. Genellikle kasık atardamarından girilerek hedef damara ulaşılır ve hastalık damar içerisinden tedavi edilir. Bu nedenle, kapalı beyin ameliyatı olarak da adlandırılır. Bu yöntem, yüksek teknoloji ile donatılmış anjiyografi cihazları ve deneyimli uzmanlar tarafından uygulanmaktadır.

Endovasküler Tedavi Hangi Durumlarda Uygulanır?

  • Beyin kanamaları (anevrizma veya damar yumağına bağlı)
  • Henüz kanamamış anevrizma (baloncuk) ve AVM (damar yumağı)
  • Beyin kanaması sonrası sıkça karşılaşılan damar büzüşmesi (vazospazm) tedavisi
  • Atardamar ve toplardamar arasındaki anormal kaçaklar (AVF)
  • Beyin ve omurilik tümörlerine yardımcı tedavi
  • Damar darlıkları
  • İnme (Felç)

Endovasküler Tedavinin Avantajları Nelerdir?

  • Cerrahi kesi gerektirmediği için daha az travmatik bir yöntemdir.
  • Açık cerrahiye kıyasla daha kısa iyileşme süresi sunar.
  • Enfeksiyon riski minimum seviyededir.
  • Hastanede yatış süresini kısaltır.
  • Genel anestezi ihtiyacını azaltır.

Anevrizma (Baloncuk) ve Endovasküler Tedavisi

Anevrizma, beyni besleyen atardamarların duvarındaki zayıf noktalarda gelişen baloncuk şeklindeki yapıdır. Bu yapı, yüksek kan basıncı ile patlayarak beyin kanamasına yol açabilir. Tedavide temel amaç, baloncuk içine kan girişinin engellenmesidir. İrmet Hospital’da anjiyografi ile damar içerisinden girilerek baloncuğun içi özel malzemelerle doldurulur veya stent ile kapatılarak patlama riski ortadan kaldırılır.

AVM (Damar Yumağı) ve AVF Tedavisi

AVM, beyindeki anormal damar yumaklarıdır ve beyin dokusunun sağlıklı beslenmesini engelleyebilir. Bu durum, epilepsi nöbetleri, ilerleyici felç, konuşma ve görme bozuklukları gibi ciddi sorunlara yol açabilir. AVM ve AVF tedavisi, girişimsel nöroradyoloji yöntemleri ile damar içerisinden yapılmakta ve ileride oluşabilecek beyin kanamaları önlenmektedir.

Şah Damarı – Beyin Damarı Darlıkları ve Endovasküler Tedavi

Kalp damarlarında olduğu gibi, beyin ve şah damarlarında da damar sertliğine bağlı darlıklar oluşabilir. Bu darlıklar, felç riskini artırabilir. İrmet Hospital’da uygulanan endovasküler tedavi yöntemi ile daralmış damarlar stentler yardımıyla açılarak kan akışı düzenlenmektedir.

İnme (Felç) Tedavisi

İnme, beyne giden damarların tıkanmasıyla oluşan ve acil müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Erken müdahale edildiğinde hastanın tamamen iyileşme şansı yüksektir. İrmet Hospital’da, kasıktan anjiyo ile girilerek damar içindeki pıhtı çıkartılır ve hastanın beyin fonksiyonlarını geri kazanması sağlanır.

Büyük Beyin Tümörleri ve Endovasküler Tedavi

 Büyük beyin tümörlerinin cerrahi olarak çıkarılmasından önce, tümörün besleyici damarları endovasküler girişim ile tıkanarak ameliyatın daha güvenli ve başarılı geçmesi sağlanmaktadır.

İrmet Hospital, çağdaş tıp teknolojilerini kullanarak, uzman hekim kadrosuyla inme tedavisinde hızlı ve etkili çözümler sunmaya devam etmektedir. Erken teşhis ve doğru tedavi ile hastalarımızın yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz.



İnme Nedir?

“Felç” adı ile de bilinen inme, çoğunlukla beynin bir bölgesinin oksijen ve şeker ihtiyacını sağlayan kan akımının aniden kesintiye uğramasıyla, bazen de beyin dokusu içine kanama ile ortaya çıkar. Kalp krizinden esinlenerek bu duruma “beyin krizi” adını verenler de vardır. Bu durumda beyin hücrelerinde geçici veya kalıcı bir hasar oluşur. Hücrelerdeki kalıcı hasar, vücudun bu hücreler tarafından kontrol edilen bölgesinde kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir; örneğin sağ beyinde hareket fonksiyonunu kontrol eden hücreler hasarlandığında vücudumuzun sol tarafında kol ve bacakta güçsüzlüğe yol açan tam veya kısmi inme oluşması gibi.



İnme Çeşitleri Nelerdir?

İskemik İnme: Beyin damarını tıkayan pıhtı sonucu, beyne giden kan akımının azalması veya durması ile oluşur. İnmelerin %85’i bu gruba girer. Çoğunlukla değişik derecelerde kalıcı hasara ve fonksiyon kaybına yol açar.

Hemorajik İnme: Beyin damarlarının yırtılması sonucu beyin dokusu veya beyni çevreleyen zarlar içinde oluşan kanamanın neden olduğu inme türüdür.

(GIA) Geçici İskemik Atak: Beyindeki kan akımının geçici ve kısa süreli olarak kesilmesi sonucu oluşur. Çoğunlukla bir damarın bir pıhtı ile kısa süreli tıkanması ile ortaya çıkar. Gelecek bir inmenin habercisi olabilir, dar bir damarın varlığına işaret edebilir. GIA’da “geçicilik” ortaya çıkan bulguların “en geç 24 saat içinde düzelmesi” şeklinde tanımlanır. Yapılan bilimsel araştırmalara göre geçici iskemik atak sonrası bir haftada bir inme gelişme riski çok yüksektir ve %10 civarında olduğu gösterilmiştir.



İnme Risk Faktörleri

Değiştirilemeyen risk faktörleri:

  • Yaş: İnmeli hastaların %75’i 60 yaş civarındadır. 55 yaş sonrası inme geçirme riski, her 10 yılda 2 katına çıkmaktadır.
  • Cinsiyet: Erkeklerde kadınlara oranla görülme sıklığı daha fazladır.
  • Irk: Siyah ve Asya kökenlilerde inme görülme sıklığı, beyaz ırka göre daha fazladır. Özellikle siyah ırkta hipertansiyon, obezite ve diyabetin daha yaygın oranda bulunması görülme sıklığını artıran faktörlerdir.
  • Aile öyküsü: Ailede hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet öyküsünün olması ve kötü beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, obeziteye eğilim gibi faktörler inme riskini yükseltecek şekilde etki etmektedir.
  • Önceden geçirilmiş inme: Önceden geçirilmiş iskemik bir inmenin tekrarlama sıklığı yıllık %4-14, beş yıllık ise %30 oranındadır. İnme sonrası ilk ay çok risklidir çünkü görülen inme tekrarlarının %30’u ilk inmeden sonraki ilk 30 günde görülür. Önceden geçirilmiş ve sık tekrar eden geçici inme atakları da yeni bir iskemik inme için yüksek risk oluşturur.



Tıbbi Risk Faktörleri

  • Yüksek tansiyon: Yüksek kan basıncı en yaygın inme nedenlerinden biridir. Kan damarı duvarlarında gereksiz strese neden olarak bu duvarların kalınlaşmasına ve bozulmasına neden olur. Ayrıca bazı kalp hastalıklarının da oluşma sebebidir.
  • Şeker / Diyabet hastalığı: Şeker hastalarında, kötü kolesterol olarak bilinen LDL seviyesi yükselir. Buna bağlı damar içlerinde kan akışını engelleyen daralmalar oluşur. Daralmış bu büyük damarlar beyne yeterli miktarda kan ve oksijen sağlayamaz. Ayrıca daralmış damar, pıhtı ile kolaylıkla tıkanarak inmeye sebep olmaktadır.
  • Yüksek kolesterol: Damar duvarı içlerinde plak tarzı birikime neden olarak damarların daralmasına ve bu yolla kalp ve diğer organların damar hastalıklarına neden olur. Beyni besleyen damarların daralması kan akışını engeller ve inmeye yol açabilir.
  • Kalp ritm bozuklukları: Atriyal fibrilasyon, kalp içinde kulakçık olarak adlandırılan odacığında pıhtı oluşturabilen düzensiz bir kalp ritmidir. Biriken pıhtı parçacıkları bu odadan koparak, beyin damarlarına ulaşıp inmeye sebep olabilir. Her yaşta görülse de, 70 yaş üstü her 20 kişiden birinde AF ritmi bulunmaktadır.



İnme Belirtileri

  • Vücudun bir ya da her iki tarafında güçsüzlük: Sıklıkla kollar, bacaklar, eller ve yüzde meydana gelir. Kol ve bacaklarda genellikle sağ veya sol taraftan biri etkilenir.
  • Vücudun bir ya da her iki tarafında his kaybı: Bazı kişilerde vücudun bir kısmında hissizlik, uyuşma ve iğnelenme şeklinde bir his oluşabilir.
  • Konuşma güçlüğü: İnme geçiren kişi konuşmada ağırlaşma, peltekleşme veya bazen doğru kelimeleri bulmada zorluk yaşar. Bazı kişiler ise konuşulanları anlamakta güçlük çeker.
  • Bilinç değişikliği: Bilinç kaybı, uyku hali, etrafın farkına varamama, sorulan soruları ve yapılması istenenleri anlayamama durumu görülebilir.
  • Görme bozuklukları: İnmede, çift görme, tek gözde, sağ ve ya sol görme alanında bir görme kaybı oluşabilir.
  • Ani başağrısı: Nedeni bilinmeyen ani baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma ve denge sorunları yaşanabilir.

İnme Tedavisi

İnmeli hasta nerede tedavi edilmelidir? İnme geçiren hastanın nerede ve nasıl tedavi ve bakım gördüğü önemlidir. Son yıllarda sağlanan en önemli gelişme, hastaların erken dönemde kalp krizi geçiren hastaların yatırıldığı koroner yoğun bakım ünitelerine benzer şekilde yapılandırılmış “İnme Merkezleri”nde veya daha sık kullanılan adıyla “İnme Üniteleri”nde bakım ve tedavi gördüklerinde belirgin fayda sağladıklarının belirlenmesidir. İnme hastaları hastanede herhangi bir yatağa yatırıldığında, bu yatak isterse bir genel nöroloji servis yatağı olsun, ölüm ve sakatlık riski açısından inme ünitelerine göre daha büyük bir risk altındadır. Kalp krizi geçiren hastalar gibi tedavi şansı açısından zamana karşı yarışan inmeli hastaların bu konuda deneyim sahibi özelleşmiş bir doktor ve hemşire ekibinin denetiminde, hastanenin bu konudaki tedavilere ayrılmış özel bir mekânında, önceden belirlenmiş tedavi ve bakım protokolleri ile tedavi edilmeleri, modern inme tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

İntravenöz Tromboliz:

İnmenin acil tedavisinde beyni besleyen damarın tıkanması nedeni ile bozulan beyin kan akımının hızlı bir şekilde düzeltilmesi gerekmektedir. Tedavide, felcin oluştuğu andan itibaren her dakika çok önemlidir. Toplardamar içi pıhtı eritici ilaç tedavisi (intravenöz trombolitik tedavi) felç belirtileri başladıktan sonra en geç ilk 4.5 saat içinde yapılabilen toplardamar içi pıhtı eritici ilaç uygulamasıdır. Bu amaçla ilaç olarak rekombinant yani genetik mühendislik yolu ile üretilmiş doku plazminojen aktivatörü (rtPA) kullanılır. İdeali mümkün olan en kısa süre içinde yapılmasıdır. Bu tedavi pıhtıyı çözerek kan akışının hızlı ve etkin bir şekilde düzelmesine, dolayısı ile felcin düzelmesine yardımcı olur. Eğer hastanın durumu bu tedavinin uygulanması için uygun değil ya da felcin oluşmasından itibaren geçen zaman dilimi uzamış ise damar içi pıhtı çözücü tedavi uygulaması yapılamaz. Doktorunuz tedavide başka ilaç ve yöntemlere başvuracaktır.

Endovasküler Tedaviler:

Beyni besleyen ana damarlar pıhtı ile tıkanmış ise bu geniş damarların içindeki pıhtı kitlesinin eritilmesinde toplardamar yolu ile uygulanan pıhtı eritici ilaç yani intravenöz tromboliz tedavisi yeterli olmaz. Bu durumda tedavinin esas amacı pıhtının damarın içinde eritilmesi veya damarın içinden çıkarılmasıdır. Bu amaçla yapılan tedaviler endovasküler veya girişimsel tedaviler olarak adlandırılmakta ve anjiyografi yoluyla yapılmaktadır. Bu tedavi yönteminin felç başlangıcından sonraki ilk 8 saatte uygulanması gerekmektedir.

Atardamariçi Pıhtı Çözücü İlaç Tedavisi (İntraarteryel Tromboliz):

Anjiyografik yöntemle kasıktan ince ve esnek bir kateterle atardamarın içine girilir, burada beyni besleyen damarlara doğru ilerlenerek felce neden olan tıkalı damara ve onu tıkayan pıhtıya ulaşılır, pıhtının içine ya da yakınına düşük dozda pıhtı eritici ilaç, rtPA direkt olarak uygulanır. Bu yöntem günümüzde genellikle yardımcı bir tedavi yöntemi konumundadır.

Mekanik Pıhtı Çıkarma Tedavisi (Trombektomi): Anjiyografik yöntemle kasıktan ince ve esnek bir kateterle atardamarın içine girilir, burada beyni besleyen damarlara doğru ilerlenerek felce neden olan tıkalı damara ve onu tıkayan pıhtıya ulaşılır. Damarı tıkayan pıhtı damarın içinden özel geniş çaplı kateterlerle emilerek (aspirasyon) veya özel geriye çekilebilir stentler ile tutulup damar içinden çıkarılır.

İnmeden Nasıl Korunur?

Bu amaçla hastanın durumu ve varsa geçirilmiş felcin nedeni göz önünde bulundurularak aşağıdaki tedavilerin bir veya birkaçı birlikte uygulanacaktır. 

İlaç tedavileri:

  • Antitrombotik ilaçlar: Beyin damarlarında felce neden olabilecek pıhtı oluşumunu engelleyen ve oluşan kan pıhtılarının büyümesini engelleyen ilaçlardır. Bu ilaç grubunda iki farklı ilaç alt grubu bulunmaktadır:
    • Antiplatelet ilaçlar: Atardamarlar içinde plak olarak adlandırılan ve darlıklara yol açan hasta yüzeylere kan pulcuklarının (trombositler) tutunarak pıhtı gelişmesini tetiklemelerini engelleyen ilaçlardır. Aspirin bu gruba giren bir ilaçtır.
    • Antikoagülan ilaçlar: Kan damarları içinde pıhtı oluşumunu ve oluşmuş pıhtının büyümesini önleyen ilaçlardır. Heparin, düşük molekül ağırlıklı heparinler bu grup ilaçlardandır.

 

Cerrahi Tedaviler:

  • Endarterektomi: Karotis arterler boynun iki yanında bulunan ve beyne giden kan akımını sağlayan damarlardır. (Şah damarı olarak da bilinir.) İşlem bu damarlarda darlık ya da tıkanma olduğunda yapılmaktadır. Boynun ön tarafından açılan bir kesiden, karotis artere ulaşılarak bu damarda daralmaya yol açan plakların damar duvarından sıyrılarak temizlendiği bir tedavi yöntemidir.

 

Girişimsel Tedaviler:

  • Gerekli görüldüğünde endarterektomi yerine girişimsel yani endovasküler tedavi yöntemleri ile anjiyografik yolla damar darlıklarına müdahale edilebilir. Bu yöntemlerle karotis arteri gibi boyunda cerrahi yolla ulaşılabilen damarların yanı sıra cerrahinin uygun olmadığı kafa içi daha küçük damarlardaki darlıklar da tedavi edilebilmektedir. Bu amaçla:
    • Anjiyoplasti Uygulaması: Özel bir kateterle kasıktan girilerek beyinde plak nedeniyle daralmış damara olduğu bölgeye ilerlenir. Damarın dar kısmına gelindiğinde, kateterin ucunda bulunan balon şişirilerek damarın daralmış kısmının açılması ve damar çapının genişlemesi sağlanır. Böylelikle beyne giden kan akımında düzelme olacaktır.
    • Stentleme tedavisi: Kasıktan girilen özel kateterle beyindeki damarın plak nedeniyle daralmış bölgesine ulaşılır. Gerekirse kateter üzerinde bulunan balon şişirilerek dar olan kısım genişletilir. Daha sonra damardaki dar bölgeye stent (açılabilir çelikten yapılmış mini kafes) yerleştirilerek damardaki dar bölümün genişlemesi sağlanır. Beyne giden kan akımının düzelmesi sağlanır.
Paylaş :

Sosyal Medya Hesaplarımız

Popüler Başlıklar

Background

Sağlığınız İçin Hemen İletişime Geçin

Uzman doktorlarımız ve modern tıbbi altyapımızla sağlığınız için en iyi hizmeti sunmaya hazırız. Randevu almak veya bilgi almak için bize ulaşın.

Mobil Uygulamamızı İndirin

Tüm hizmetlerimize mobil cihazınızdan kolayca erişin. Randevu alın, test sonuçlarınızı görüntüleyin ve çok daha fazlası!